Kent

Şehirde Mikromobilite

Ulaşamıyorum

Sabah normal okula gidilen saatte metrobüse binip okuluma gidemiyorum. Okuldan çıktığımda iş çıkışı yoğunluğuna denk gelmemek için ya acele ediyorum ya bir yerlerde kahve içiyorum. Yoğun saatlerden kaçmak için bir yerlere ya çok erken ya da çok geç gitmek zorunda kalıyorum. 

Ben artık A noktasından B noktasına ulaşmak için çok alternatif yöntemler kullanıyorum. Tanımadığım motorların arkasına biniyor, elektrikli scooterla yola çıkıyor, bazen de sahil şeridinden pedallıyorum. Bütün bu trafikle mücadele ve “mikromobilite” yöntemlerini sizin için derledim.

Scotty

Uygulamadan taksi söyler gibi söylüyorsunuz, bir scooter motor sizi almaya geliyor. Bonenizi ve kaskınızı taktıktan sonra trafiğin arasından hop diye ışınlanıyorsunuz. (Çoğunlukla dizlik de mevcut. Kışın donmamanız için mont da veriyorlar.) Soğuk havalarda hazırlıksız yakalandıysanız biraz dondurucu olabilse de özellikle iyi havalarda en sevdiğim ulaşım yöntemi. Işınla beni Scotty.

Martı

Kısa mesafe ulaşımı için harika bir çözüm. Üstelik elektrikli. Kaldırımlarda park etmiş halde gördüğünüz o yeşil scooterları yine uygulama yoluyla kiralıyor, gideceğiniz yere varınca da bir direğe bağlayıveriyorsunuz. Özellikle 10-15 dakikalık Acıbadem-Kadıköy veya ev-metrobüs gibi kısa rotalarda Martı’yı çok kullanıyorum, kısa mesafe beğenmeyen taksici suratı da çekmiyorum. Mis.

Yalnız Martı’nın birkaç sorunu yok değil. Martılar kaldırımda kullanmak için çok hızlı, yola çıkmak için de çok yavaşlar. Dolayısıyla kendinizi konumlandırmanız önemli. Yolun en sağından sakin sakin gideceksiniz. Unutmayın, sadece o ön freni sıkarak ani fren yapamazsınız ve kaporta sizsiniz.  Aynı zamanda her sürüşten önce zilin ve frenlerin çalıştığına da emin olun.

ISBike

Bu da rotası sahil şeridinde olan şanslılara gelsin. ISBike duraklarından (frenini de kontrol edip) bisikletinizi kiralıyor ve sonra yine başka bir durağa bırakıyorsunuz. Rota konusunda hiç esnek değil ancak bu üç alternatiften belki de en keyiflisi. Elektrikli olmadıkları için sürücülerini biraz terlettikleri de göz önünde bulundurulursa ulaşımdan çok bir keyif aracı gibi de düşünülebilir.

UberJump 

Roma’da kullanma şansı bulduğum ve henüz Türkiye’de olmayan bu sistemi bir temenni olarak ekliyorum. Bu 3 vitesli ve elektrik destekli bisikletler siz pedal çevirmeye başladığınız anda hızlanıyor, kan ter içinde kalmadan o kaotik Roma trafiği içinde bile arabalardan geride kalmamanızı sağlıyor. Üstelik istediğiniz yere de kitleyebiliyorsunuz. Dimdik yokuşlarımızı da düşünürsek İstanbul’un ihtiyacı olan sistem tam olarak bu.

Daha Fazla Göster

Berk Fidan

Berk Fidan, Boğaziçi Üniversitesi'nde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyor. Instagram'da @berk.fi adıyla yeme içme gibi güzel konulardan bahsediyor. Aynı zamanda blogu www.gastronomedya.com için içerik üretiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı